Make your own free website on Tripod.com

VELAYET`IN SAYFASINA HOS GELDINIZ

Hz Ali(as) kimdir? (Kendi dilinden)

Ana sayfa
Hz Ali Kimdir? (Hz.Peygamber'in Dilinden)
Hz Ali(as) kimdir? (Kendi dilinden)
Hz Ali (as) kimdir (Kuran'in dilinden)
Hz Ali (as)'in ALLAH inanci
Hz Ali (as)'in sözleriyle Hz Muhammed(saa)
Cahil Bizi Tekfir Eyler
Dikkat
Islamin Özüyüz
Lanet Olsun
Erenler
Asik
Duvaz Imam
Zalim felek
Biliriz
Nazli Yar
Bana Derler Kimi Seversin
Gezdim Gördüm
Öldüm de Geldim
Yok Dostum
Sahtekar Asiga
Dürzü Var
Eyler

HZ.ALİ’NİN, OĞLU HZ.HÜSEYİN’E KARŞI ÖVÜNMESİ

Şâzân İbn-i Cibril el-Kummi “el-Fedâil” adlı kitabında S.84-85-86’da şöyle nakletmektedir: Süleyman bin Mihran’dan, o da Cabir’den, o da Mücahit’ten, Abdullah bin Abbas’tan naklen, Resulullah (saa) şöyle buyurdu: Göğe yükseldiğimde Cennetin kapısına şöyle yazılı olduğunu gördüm: Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah’ın Resulüdür, Ali Allah’ın velisidir, Hasan ve Hüseyn Resulullah’ın torunlarıdır, Fatımat’üz Zehra Allah’ın safvetidir, bunları inkar eden ve onlara buğz edene (kin güdene) Allah’ın laneti olsun. "Bir gün Resulullah (s.a.a) oturmuştu ve yanında da İmam Ali bin Ebi Talib (a.s) bulunuyordu. O sıra Hz. Hüseyin içeriye girdi. Resulullah (s.a.a) onu yanına oturtarak iki gözünün arasını ve dudaklarını öptü. Hz. Hüseyin o sıralar altı yaşındaydı. Hz. Ali Resulullah'a dönerek ona şöyle bir soru sordu: "Ey Resulullah, oğlum Hüseyn'i seviyor musun?" Allah Resulü buyurdu: "Nasıl sevmem, oysa o benim vücudumdan bir parçadır." Hz. Ali (a.s) arz etti: "Ey Resulullah, hangimizi daha çok seviyorsun, beni mi, Hüseyni mi?" Hz. Hüseyin araya girerek şöyle dedi: "Babacığım kimin şeref ve fazileti daha yüce olursa, onu daha çok sever ve makamı ona daha yakın olur." Hz. Ali oğluna hitaben şöyle dedi: "Ey Hüseyn benimle fazilet yarışmasına girer misin?" Hz. Hüseyn de "Evet babacığım, eğer istiyorsan!" diye cevap verince Hz. Ali ona şöyle buyurdu: "Ey Hüseyn, ben Müminlerin Emiri’yim; ben sadıkların diliyim, ben (Muhammed) Mustafâ'nın veziriyim; ben Allah'ın ilminin hazinedarı ve insanlar arasından seçtiği kimseyim; ben cennete en önce gidenlerin öncüsüyüm; ben Resulullah'ın borcunu ödeyecek kimseyim; ben o kimseyim ki amcası cennette efendidir; ben o kimseyim ki kardeşi Cafer cennette meleklerle birlikte uçmakta. Ben Resul’ün kadısıyım...Ben o kimseyim ki Allah'ın indirdiği ayetleri onun emriyle Mekke ehline ulaştırmakla görevlendirildi. Ben Allah’ın kulları içinde seçtiği kimseyim. Ben Allah'ın kullarına "Allah'ın ipine topluca sarılın"(Ali İmran 103) diye emrettiği kopmaz ipiyim. Ben Allah'ın parlayan yıldızıyım. Ben gök meleklerinin kendisini ziyaret ettiği kimseyim. Ben Allah'ın konuşan diliyim(1) Ben Allah-u Teala'nın yaratıklarına olan hüccetiyim. Ben Allah'ın güçlü eliyim. Ben Allah-u Teala'nın göklerdeki yüzüyüm. Ben Allah’ın zahir olan tarafı (yanı)yım(Zümer 56.Ayete işaret). Ben o kimseyim ki hakkımda Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "… Onlar kadirleri yüceltilmiş kullardır. Onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler." (Enbiya, 26-27)

Ben Allah'ın asla kopmayan sağlam kulpuyum.(Bakara 256. Ayete işaret) Ben Allah'ın girilmesi gereken kapısıyım. Ben Allah'ın sırat üzerindeki sancağı-nişanesiyim. Ben Allah'ın girildiğinde emanda kalınan eviyim; kim benim velayetime ve muhabbetime tutunursa, cehennem ateşinden emanda olur. Ben ahdi bozanlarla (Cemel ehli olan Ayşe, Talha, Zübeyr ve askerleri) adaletten sapıp zulmedenlerle (Muâviye ve yandaşları) ve dinden çıkanlarla (haricilerle) savaşacak kimseyim. Ben kafirleri öldürenim. Ben yetimlerin babası ve yaşlı kadınların sığınağıyım. Ben o kimseyim ki kıyamet günü velayetimi birbirlerine soracaklar.(Nebe 1.Ayete işaret) Ki o da Allah’ın bu buyruğudur: “O gün nimetlerden sorulacaksınız” (Tekasür 8) Ben Allah-u Teala'nın yaratıklarına bahşettiği nimetim. Ben o kimseyim ki hakkımda Allah-u Teala buyurmuştur ki: "Bugün size dininizi tamamladım, nimetimi tamamladım ve ve size din olarak İslam’a razı oldum." (Mâide, 3) Her kim beni severse, dini kamil olmuş bir Müslüman ve mümin olur. Ben o kimseyim ki benimle hidayet buldunuz(Rad 7.Ayete işaret)(2). Ben o kimseyim ki Allahu Teala benim ve düşmanım hakkında buyurmuştur ki: "Ve durdurun onları, şüphe yok ki onlar sorguya çekileceklerdir." (Sâffât, 24) Yani Kıyamet günü benim velayetimden sorguya çekileceklerdir. Ben Allah'ın büyük haberiyim. (Nebe', 2) ki onunla Allah-u Teala Gadir-i Hum günü dinini tamamladı. Ben o kimseyim ki Allah Resulü (s.a.a) hakkımda "Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır" buyurmuştur. Ben müminin namazıyım; benim Hayye alas-salâh, benim Hayye alal-felâh; benim Hayye ala Hayril-amel (Hadi namaza, hadi kurtuluşa, hadi en hayırlı amele olan bu sözlerin sırrıyım). Ben o kimseyim ki düşmanım hakkında Allah-u Teala şu ayeti nazil etti: "Bir isteyen, gelip çatacak azâbı istedi. O azâbı ki kâfirlerin başından defedecek yok." (Meâric, 1-2) maksat benim velayetimi inkar eden o da Yahudi olan Nu'man bin el-Hâris’tir ki Allah'ın laneti onun üzerine olsun. Ben insanları havuz(Kevser)’a çağıranım; benden başka müminleri davet eden var mı? Ben evladımdan gelecek temiz imamların babasıyım. Ben kıyamet günündeki adalet terazisiyim. Ben dinin reisiyim. Ben, müminleri hayırlara ve Rabbimin afv ve bağışına götüren öncüyüm. Ben o kimseyim ki Kıyamet gününde (cennet) ashabı benim dostlarımdır; onlar ki benim düşmanlarımdan uzaktırlar; onlar ki ölüm anında korkmaz ve üzülmezler ve kabirlerinde azap edilmezler. Onlar, şehitler ve sıddıklardır ki Rab'lerinin indinde sevinecekler. Ben o kimseyim ki şialarım (yandaşlarım)’dan Allah'ın ve Resulü'nün sevmediğini sevmemeleri için söz alınmıştır, isterse babaları veya evlatları olsun. Ben o kimseyim ki Şialarım (Yandaşlarım) hesapsız cennete gireceklerdir. Ben o kimseyim ki şialarımın isimlerinin yazılı olduğu divana sahibim. Ben müminlerin yardımcısı ve Alemlerin Rabbinin indinde şefaatçileriyim. Ben iki kılıçla (Zülfikar) savaşan, iki mızrakla vuran kimseyim. Ben Bedir ve Hüneyn gününde kafirleri öldürenim. Ben Uhut'ta düşman askerinin başına bela kesilen kişiyim. Ben Ahzap (Hendek) günü Amr b. Abdeved'i ona lanet etsin (Ahzab ordusunun 10.000 kişi kuvvetinde sayılan kahramanı) vuranım. Ben Amru ve Merhab'i (Hayber’in en büyük yiğidi) öldürenim. Ben Hayber yiğitlerini öldürenim.

Ben o kimseyim ki hakkımda Cebrail el-Emin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zülfikar gibi kılıç ve Ali gibi yiğit yoktur." Ben Mekke fethinin sahibiyim. Ben Lat ve Uzza'yı kıranım. Ben Büyük Hubel ve Menât adlı putları yok edenim. Ben Resulullah (s.a.a)'ın omzuna çıkıp putları kıranım. Ben "Yeğûs, "Yaûk" ve "Nesra" (adlı putları) kıranım. Ben Allah yolunda kafirlere savaşan kimseyim. Ben Rukû'da yüzüğünü sadaka veren kimseyim. Ben (Hicret gecesinde) Resulullah'ın yatağına yatıp onu müşriklerden koruyanım. Ben o kimseyim ki cinler benim kudret ve heybetimden çekinirler! Ben o kimseyim ki onunla Allah’a ibadet edilir. Ben Allah'ın tercümanıyım. Ben Allah'ın sancağıyım. Ben Resulullah (ona ve ailesine salat ve selam olsun)’ın ilminin heybesiyim. Ben Resulullah (s.a.a)'den sonra Cemel ehli (Ayşe, Talha ve askerleri) ve Sıffin ehliyle (Muaviye ve yandaşları) savaşacak kimseyim. Ben Cennet ve cehennemi bölenim” (3)

Söz buraya varınca Hz. Ali (a.s) sustu. Allah’ın Resulü (s.a.a) söze başlayıp şöyle buyurdu: "Ey Eba Abdillah (il-Hüseyn), duydun mu babanın söylediklerini? Daha bunlar, onun faziletlerinin onda birinin onda birinin onda biridir ancak. Bunlar bir milyon faziletten sadece bir kaçıydı. O bundan da yüce birisidir."

Bunun üzerine Hz. Hüseyin şöyle dedi: "Bütün övgüler Allah’a mahsustur ki bizi mümin kullarının çoğundan ve bütün yaratıklarından üstün kıldı. Dedemizi de tenzili, tevili, sıdkı ve Cebrâil-i Emin'le konuşmayı tahsis etti. Bizi seçtiği kullarının en güzidesi ve bütün yaratıklarının en üstünü karar kıldı." Sonra şöyle devam etti: "Saydığın faziletlere gelince ey Emir-el Mu'minin, sen bütün bunlarda sadık ve eminsin!"

Burada Allah Resulü Hz. Hüseyn'e dönerek "Yavrum, şimdi de sen faziletlerini zikret" buyurdu. Hz. Hüseyin şöyle buyurdu: "Ey babacığım, ben Ali b. Ebi Tâlib'in oğlu Hüseyn'im. Annem alemlerin kadınlarının efendisi Fâtımet-üz Zehrâ'dır. Benim dedem, bütün Âdem oğullarının efendisi Muhammed-ül Mustafâ'dır ve bunda hiç bir şüphe yoktur. Ey Ali, benim annem senin annenden daha faziletlidir Allah indinde ve bütün insanların nezdinde! Benim dedem senin dedenden daha hayırlı ve Allah indinde ve bütün insanların nezdinde daha faziletlidir!...Ey Ali, sen Allah indinde benden daha faziletlisin, ama ben baba, anne ve dede açısından daha büyük bir iftihara sahibim!" Ravî diyor ki söz buraya varınca, Hz. Hüseyin babasının boynuna sarıldı ve onu öpmeye başladı. Hz. Ali de Hüseyn'i öperek şöyle diyordu: "Allah senin şeref ve iftiharını, ilim ve hilmini daha da artırsın! sana zulmedenlere Allah lanet eylesin ey Ebâ Abdillah!" Sonra Hüseyn (a.s) dönüp Resulullah (s.a.a)'in kucağına oturdu."